Gündem Siyaset Türkiye

Bekleviç: İçişleri Bakanlığı Genel Sekreteri hakkında suç duyurusunda bulunduk

Cumhurbaşkanı Adayı Tuna Bekleviç
Tuna Bekleviç
Hayır Partisi Kurucusu ve Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Tuna Bekleviç İçişleri Bakanlığı Genel Sekreteri ve bazı memurlar hakkında suç duyurusunda bulundu! 
Tuna Bekleviç Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 30 Kasım 2017 tarihinde gerçekleştirdikleri suç duyurusunu işleme almadıklarını ifade ederken gecikmenin kabul edilen sınırları fazlası ile aşarak Anayasal haklarının açıkça ihlal edilerek siyasi hak gaspına yol açıldığını belirtti. “Partimizin kuruluşunun ilan edilmesi için Cumhurbaşkanlığı seçim takviminin açıklanmasını mı bekliyorsunuz” diyen Bekleviç yaşananların siyasi tarihimizde kara bir leke olarak geçeceğini savundu.
Bağımsız aday Bekleviç gerçekleştirdiği yazılı açıklamada alttaki ifadelere yer vermiştir.
“Kamuoyunun bildiği üzere şahsımın da aralarında bulunduğu kurucular tarafından 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nda belirtilen şartlar yerine getirilerek 6 Şubat 2017 tarihinde “Hayır Partisi” unvanlı siyasi parti kuruluşu için gerekli bildiri ve belgeler İçişleri Bakanlığına sunulmuştur.
Kanun gereği gerekli tüm bildiri ve belgeleri eksiksiz olarak Bakanlığa sunmuş olmamıza rağmen Bakanlık tarafından Kanun’un 8. maddesi uyarınca verilmesi gereken alındı belgesi, başvuru tarihimizden bu yana bir yıldan fazla vakit geçmiş olmasına rağmen hala tarafımıza verilmemiştir.
Bakanlık yetkilileri ile farklı zamanlarda defalarca kez gerçekleştirilen görüşmelerde sözlü olarak başvurumuzun inceleme altında olduğu bildirilmiş ve alındı belgesi verilmesinden kaçınılmıştır. Konu hakkında yazılı yanıt verilmesi konusundaki ısrarlı taleplerimizden kaçınılmıştır.
Kanunun 8. maddesinde açıkça belirtildiği üzere siyasi partiler, gerekli bildiri ve belgelerin, Bakanlığa verilmesiyle tüzel kişilik kazanırlar. Dolayısıyla, şüphelilerin başvuru dosyamızı teslim almış olmasına rağmen Kanun gereği vermekle yükümlü olduğu alındı belgesini vermemesi anayasal hakkımız olan siyasi parti kurma hakkımızın açıkça gaspıdır. Yine kanunun 8. maddesinde açıkça ifade edildiği gibi “İçişleri Bakanlığı, kuruluş bildirisi ve alındı belgesinin onaylı birer örneği ile bildiri eklerinin birer takımını üç gün içinde Cumhuriyet Başsavcılığı ile Anayasa Mahkemesine gönderir.” denmektedir. Oysa ki İçişleri Bakanlığı’nda görevli memurlar evrakları teslim almalarına rağmen 3 günün kabul edilemeyecek kadar üzerinde bir tarih olan bir yılı aşmış olmamıza rağmen bu bildirimi gerçekleştirmemişlerdir. Yasal süre olan 3 gün yerine bir yıl geçmesine rağmen görevini yerine getirilmemiş olan memurların tavrı iyi niyet ile izah edilemez.
Yasal zorunluluk olan bildirim gerçekleşmediği için yine aynı kanunun 10. maddesine göre Hayır Partisi’nin sicil kaydı gerçekleştirilememiştir. Bundan dolayı da parti faaliyetleri doğrudan engellenmiştir.  Bu süre dahilinde yaşadığımız engellemeler kamuoyuna açık bir şekilde ilan edilmiştir.

Bu süreç gerek ulusal basın gerekse uluslararası basına defalarca kez konu olmuştur.
Cumhuriyet Halk Partisi Manisa Milletvekili Sn. Özgür Özel (7 Mart 2017 Sayı: 9107) ve İstanbul Milletvekili Sn. Barış Yarkadaş (2 Mart 2017 Sayı: 9028) soru önergesi vermek suretiyle yaşadığımız engellemeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşımasına rağmen memurların keyfi davranışlarında bir değişiklik olmamıştır.
Yaşanan bu hukuksuzluk Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) raporunda yer almış ve memurların bu keyfi tavrından dolayı ülkemiz ağır eleştirilere maruz bırakılmıştır. İlgili tarihlerde Bakanlık yetkilileri ile görüşme taleplerimiz sonuçsuz bırakılmıştır.
Yürürlükteki Anayasamızın 68. maddesi, siyasi partileri demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olarak tanımlar ve ifadeyi “partiler önceden izin almadan kurulurlar” diye güçlendirir. Oysa İçişleri Bakanlığı iznin de ötesinde birçok keyfi engelleme icat ederek ve birçok yasayı çiğneyerek, Hayır Partisinin kuruluşunu fiilen engellemiş ve çok partili döneme geçtiğimizden bu yana en ciddi siyasi hak ihlallerinden birisini yapmıştır.
İçişleri Balanı Genel Sekreteri ve emrindeki suç duyurumuza konu olan memurların bu eylemleri meslek etik ve kurallarına aykırı olduğu gibi Türk Ceza Kanunu 251. Maddesi uyarınca görevi kötüye kullanma suçunu teşkil etmektedir.”