Gündem İnsan Hakları Orta Doğu Siyaset Türkiye

Bekleviç: 2023’te her yeni doğan 100 çocuğun 13’ü Suriyeli olacak!

Bu günlerde pek hatırlanmak istenmeyen “Açık Kapı Politikası” ve “Komşularla Sıfır Sorun Politikası” zırvasının altında yatan tek entelektüel derinlik Erdoğan’ın şahsi siyasi ihtiraslarıdır. Bu ihtiraslar milyonlarca Suriyelinin ülkemize göç etmesi yanısıra Türkiye’yi de kazananı olmayacak bir savaşa sürüklemiştir.
Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Tuna Bekleviç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’ye verdiği en büyük hasarın Ortadoğu’da liderlik ihtirası olduğunu işaret ederek; “bu ihtirasın Türkiye’nin nüfus yapısını kalıcı olarak değiştirdiğini” savundu.
Türkiye’nin kardeşlik yapısına ağır zarar veren Afrin Operasyonu’nun bu göç hareketini tersine döndürmeyeceği gibi farklı göç dalgalarının da önünü açtığını belirten Bekleviç, “ilk günden bu yana ısrarla karşı çıktığımız bu hedefsiz operasyonun iki temel sonucu vardır. Birincisi kardeşlik hukukumuza verdiği ağır hasar; ikincisi ise tek adam rejiminin Ortadoğu siyasetinde ihtiraslarının esiri olduğunu tüm Dünya’nın açıkça görmesidir” dedi.

Bekleviç yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Resmî verilere göre Türkiye’de doğan Suriyeli çocukların sayısı 300 bini aşmıştır. Bu rakamlar 2016’da 225 bin; 2015’de ise 150 bindi. Bu oranların muhafaza edilmesi durumunda Cumhuriyetin kuruluşunun 100. Yılı olan 2023 yılında, Suriye krizi başladığından bu yana, Türkiye’de toplam 1 milyon Suriyeli bebek doğmuş olacaktır.

Başka bir ifade ile 2023’te nüfusumuzun yüzde 7’sinden fazlası Suriye asıllı olacaktır.
Üstelik sadece bu yıl doğacak çocukların yüzde 8.3’u Suriyeli olacaktır. Bu hesaba göre 2023’te ise Türkiye’de toplam doğan çocukların yüzde 13’ü Suriyeli olacak.

12 yıl sonra bu Doğum oranları muhafaza edilirse, her sene yüzde 5 oranında Suriyelinin geri döndüğü bile hesaba katıldığında, 2030 yılında Türkiye’deki Suriyelilerin oranı yüzde 10’a ulaşacaktır.”

2012’de Suriyeli göçünü başlatan fiyakalı slogan: Açık kapı politikasıydı!
Ahmet Davutoğlu’nun 15 Şubat 2012’de gerçekleştirdiği konuşmasını tekrar hatırlatmak istiyorum. “Suriyeli dostlarımıza açık kapı politikası izliyoruz. Aramızdaki bütün duvarları kaldıracağız. Şam’dan kalkan bir kişi barış ve emniyet içinde İstanbul’a gelebilecek. Şehirler arasındaki engelleri kaldıracağız. Dünya dost olarak iki ülkenin nasıl bütünleştiğini, asırlık ayrılığın nasıl bittiğini bir kez daha görecek.”
İktidarın, günü kurtarmak seçim kazanmak, siyasi ihtiraslarına esir olarak ettikleri bu sözlerin ardından 6 yıl geçti. O günden sonra Suriye nüfusunun yaklaşık dörtte biri Türkiye’ye geldi. Geri dönülmez bir hata yapıldı. Bir iktidarın öngörüsüzlüğü ve siyasi ihtirasının bedelini maalesef gelecek nesillerimiz ödeyecek. Türkiye’nin geleceğinde en büyük sorun olacağı kesinleşen bu göç dalgasının en büyük sorumlusu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ihtiraslarıdır. Bu ihtirasların faturası da gelecek nesillere kesilmiştir. Son 6 yılda Suriyelilerin topluma sağlıklı adaptasyonu ile ilgili hatırı sayılır bir adım atılmadığı gibi bu konuda iktidarda her kafadan farklı bir ses çıkmaktadır. Göç politikasızlığının nüfus yapımıza verdiği zarar kadar Suriyelilere karşı şiddet olayları da ciddi boyutlara ulaşmıştır.
Suriyeliler Düşmanımız değildir!
Ülkemizdeki Suriyeliler konusunda her kesimden yükselen eleştirilerin farkındayız. Tek adam rejiminin 16 yılda ülkemize en ciddi kazığı; bu konudaki başı bozukluk olmuştur. Lakin şunu da unutmamalıyız ki “Türk toplumu ırkçı değildir.”
Bazı gerçekleri not edelim. Tek adamın çıkarları değişince Türkiye’deki Suriyelilere de eziyet edecektir. Zalimin merhameti çıkarı bitene kadardır. Bir toplumun yönetimi zalime teslim etmesi o toplumu merhametsiz yapmaz. Önemli olan tek adamın günlük siyasi keyfiyeti değil. İnsanlığa ve kardeşliğe dair olan inancımızdır. İlkelerimizdir. Özetle şuan çözmemiz gereken çok ciddi sorunlarımız vardır. Bu sorunların çözümü Suriye topraklarında siyasi ihtiras peşinde koşmak değildir.